6 Aralık 2010 Pazartesi

Zelda

Şövalyelerin kaderindeki yalnızlığın sebebi, prenses Zelda. Tükenmek bilmeyen efsanelerin öznesi. yüzyıllar süren toprak savaşlarının tanığı. Link'in prensesi Zelda. Değiştirilebilir türden değil onun kaderi. Asaleti ve soylu adımlarından tanırsınız onu.O; sonunu göremeyeceğimiz çoklukta toprakların varisi Zelda.
yeşil kabarık elbisesi, içinde yaşadığı şato yıllarından kalma. babası hediye etmişti O'na. en çok yakışan elbisesiydi. bembeyaz teni, kızıl saçları, mavi gözleri. O yeşil elbisenin içinde, nerede görseniz tanırsınız Zelda'yı. sarayda olması gerekmez, heryerde görebileceğiniz en asil prensestir Zelda.
yürüyüşü mağrur fakat bir o kadar da zarif. uçar gibi, sanki parmak uçlarında süzülür gibi. Ama bakışları delici. bir bakışı dilediğini oldurmaya yeter.
Konuşuyorsa bilin ki; gerçekten gerektiği içindir. ve konuşmasını gerektirecek şeyler ya bizim hayatımız boyunca karşılaşamayacağımız kadar iyi yada karşılaşamayacağımız kadar kötüdür.
Üstelik bir orduyu yönetmeye yetecek zekaya sahip.Hatta bu tür askeri meseleleri hafife bile alır. Çünkü Onun için asıl mesele halkı anlamaktır.
O da çiçekleri dalında seven prenseslerden. Her çeşit mücevheri olmasına rağmen inci en sevdiği. Onu gördüğünüzde inci kolyesi boynunda değilse eğer, takmasını unutturacak kadar mühim olan şey sizi korkutmalı.
Yalnızlığa mahkum ettiği Link kadar yalnızdı aslında. öyle çok asker, öyle çok hizmetkar, öyle çok soylu vardı ki çevresinde, hiçbiri yalnızlığını hatırlatmaktan başka işe yaramazdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder