Üniversitenin edebiyat bölümünde son sınıftaydı. 22 yaşında. öyle çok kitap okumuştu ki, evdeki kitaplığı bir semt kütüphanesinden farksızdı. Bütün yazarlar hakkında bir fikri vardı ama konusu açıldığında bildiklerinden söz etmezdi, çekinirdi, bildiklerinin eksik veya yanlış olmasından şüphelenir, en çok bilmişlik taslayanlardan nefret ederdi.
sesi pek güzel değildi. genelde 80lerden dinlerdi.ama onu şarkı söylerken hiç gören olmamıştı.Acaba hiç şarkı söylemişmiydi?
kimse bilmese de oyunculuğu müthişti. bir keresinde -henüz ailesi hayattayken- okulda bir tiyatroda Tinkerbell rolünü almıştı.bu onun ilk ve son oyunuydu.
Film izlerken, sık sık filmde kendine en yakın bulduğu karaktere bürünürdü.bu oyunu saatlerce oynayabilirdi, tabii sadece yalnız olduğunda.bazen aynanın karşısına geçer ağlama rolü yapardı.gözünden yaş akmayınca morali bozulurdu.zorla ağlamaya çalışırdı. ailesindeki her ferdin ölümünü düşünürdü birer birer. ama işe yaramazdı. acı bir çeşit bağımlılık yapmıştı bünyesinde. ağlayabileceği şeyler, normal insanlarınkinden çok farklıydı. zamanla ağlama rolüne girmeyi başarmış hatta sonrasında saatlerce ağlamıştı. bunun için tek yaptığı erkek arkadaşının onu unutuğunu hayal etmekti. Jude'u gözlerinin önüne getirip ona bakmadığını, öylece geçip gittiğini hayal etti. Ağlamanın yolu Lucy için unutulmak demekti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder