9 Aralık 2010 Perşembe

Poe

korsakov"dance of tumblers"ın notalarından dünyaya gelmişti zavallı Poe. yitik aklı hayatı boyunca başına bela olacaktı. sevimsiz bebeklik yıllarından sonra çirkin ergenliğe sonrasında, gudubet gençliğe geçiş yaşamıştı. neyseki gençken öldü de buruştuğunda nasıl bir sıfata büründüğünü anlatmak için yeni bir kelime türetmek zorunda kalmadık.buğulu beyni, aklı karmakarışık toz bulutları arasında dolaşan Poe. sesi, müziği, hiç varolmamış gibi iz bırakmadan can bulur. hiç cinayet işlemediği için şanslıyız, işlese katilin o olduğunu asla anlayamazdık.koku duyusu, her yahni pişirdiğinde evinin bahçesine habersiz gelen köpek misafiri kadar gelişmişti Poe'nun. sesleri de çok iyi algılardı. dünyanın en büyük filarmoni orkestrasında çalan her müzisyenin ne zaman hangi notaya bastığını ilk dinleyişinde anlardı. Berlin devlet senfoni orkestrasından davet aldığında, henüz 21 yaşındaydı ve yapacağı daha önemli işler olduğundan, davet mektubunu okumayı yarıda bırakıp, kağıdı origami ustasıymış gibi profesyonel bir edayla uçak haline getirip, açık pencereden aşağı fırlatmıştı.Aynı gün kan tadının paslanmış demirden farksız olduğunu keşfetmiş ve o andan sonra pişirdiği her yemeğe biraz paslanmış demir rendelemeyi ihmal etmemişti. belki de bu yüzden, öldüğünde cansız bedeni yeşile çalıyordu.
bir sırtlanınki kadar kısa ömründe, bir arı kovanındaki kadar karmaşa yaratmış, fakat kendisi bu karmaşadan hiç haberdar olmamıştı. Sanki yüzyılın fırtınasını yarattıktan sonra oluşan davasa hortumun merkezinde kalmış gibi, diğer herkes bilinmedik boşluklara savrulur O hortumun merkezinde huzur içinde göğe yükselir ve ruhu arafta can bulur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder