10 Aralık 2010 Cuma

Freddie

Özgür Freddie. ömrünün geri kalanını yollarda geçirmeye kararlı bir gezgin. gün batımını ikinci kez aynı yerde izlememek için yemin etmişti. o günden beri güneşi, batışını daha önceden izlediği yerlerde batırmadı. rüzgar nereye eserse o ters yöne hareket eder, içine sinen bir yer bulana kadar yola devam ederdi. içine sinmesi için lüks bir otelden başka şeyler gerekirdi. olduğu gibi görünen insanların şatafattan uzak yaşantılarına dahil olmak Onun en büyük lüksüydü. aç kalması ya da pirelerin yuvası haline gelmiş bir döşekte sabahlaması umurunda değildi.en iyi maharetiyse ertesi sabah gitmekti. hem de hiç iz bırakmadan geriye. varlığından şüphelendirecek kadar kalıntısız gitmek.kimileri için halüsinasyon Freddie.
hayatını paylaşmazdı Freddie. oldukça bencildi ömrünü harcarken. hiç evlenmemişti mesela. Aslında bu konu biraz karışık. çünkü delice aşık olduğunu sandığı güzeller güzeli Melissa'ya evlenme teklif etmişti ve cevabını beklediği 22 saat 16 dakika geçmek bilmemişti. kabul edilme korkusu sarmıştı Freddie'yi. Meslissa üzgün olduğunu ve kabul edemeyeceğini söylediğinde nasıl da yük kalkmıştı üzerinden, nasıl da mutlu olmuştu. ya kabul etseydi! O kızcağızı asla mutlu edemezdi. Daha da önemlisi, evlilik hayatı gibi her yönden bağlayıcı unsurlara dayanan bir müessese Freddie'yi asla mutlu edemezdi.
Rüzgarın doğuya doğru estiği bir günde batıya doğru yola çıktı Freddie. çorak tarlalardan, bozkırlara uzanan kilometreleri sayamaz hale geldiğinde sağa çekti 79 model Granada'sını. Benzini bitmişti, satın almalıydı, karnı acıkmıştı, yiyecek birşeyler satın almalıydı, ve başını sokacak bir yere ihtiyacı vardı, fakat önce parası olmalıydı.
Freddie dışında herkes herşeyi satın alırdı. Ama Freddie o günden sonra hiçbir şey satın almayacaktı.Freddie başkalarının asla satın alamayacağı bir hayat yaşamaya kararlıydı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder