7 Aralık 2010 Salı

Matilda

Kan kokusuna aşina bir ruhtu onunki. bedeni haz duyardı her işkencede. acı bağımlısı bir psikopattı başkalarının deyimiyle. zaten başkaları kadar düşünmezdi kendini. düşünemeyecek kadar şuursuz bakan ebleh bakışları can yakardı. korkuturdu. tiksinti uyandıran görüntüsünde kadınlığından eser kalmamıştı. her bir saç telini teker teker kopartışını görenler var. üstelik hiç bir acı emaresi yokken suratında. şıpır şıpır akan terler arasından sızan kan kokusu gibisi yoktur onun için. bebekken çirkin, olgunlaştıkça çirkin, ölürken çirkin Matilda. yara izlerinin ne zamana, hangi olaya ait olduğunu hatırlayamayacak kadar yaşlı Matilda.siyah saçları griye çalan, tozlanmış Matilda.
hatırlıyorum onu; vücudundaki damarları teker teker parçalarken, orman kalıntılarıyla bezeli avcı çakısını kullandığını.gün ışığına hasret gözlerinin, karanlıkta nasıl parladığını.cehennemi düşlerken kendini nasıl mutlu hissettiğini hatırlıyorum.düşleri olduğu için şanslı olduğunu sanırdı, çünkü umutların hayal kırıklığı demek olduğunu öğrenememişti.
diğerleri cennetteki sonsuz huzurun hayaliyle yaşarken, o cehenneme gitmek için yalvarabilirdi, eğer Yaratıcının varlığına inansaydı. Ona inanmasa da cehennemi evi bilir, eve dönüşü düşlerdi. zebanilerin kan ve irin dolu gözlerini düşünürdü.onların gözünde yer edinmek isterdi.
işte bu yüzden hayatını küçük bir leş birikintisine layık sivri sinekler gibi geçirdi. merhametten nasibini almamış karanlık bir kalpti onunki.cehennemi hakedebilmek için olanca gücüyle çaba sarfederdi."cehenneme değer" derdi. çünkü diğerlerinin cennetinin onun cehennemi olacağını farkedememişti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder