hatırlıyorum onu; vücudundaki damarları teker teker parçalarken, orman kalıntılarıyla bezeli avcı çakısını kullandığını.gün ışığına hasret gözlerinin, karanlıkta nasıl parladığını.cehennemi düşlerken kendini nasıl mutlu hissettiğini hatırlıyorum.düşleri olduğu için şanslı olduğunu sanırdı, çünkü umutların hayal kırıklığı demek olduğunu öğrenememişti.
diğerleri cennetteki sonsuz huzurun hayaliyle yaşarken, o cehenneme gitmek için yalvarabilirdi, eğer Yaratıcının varlığına inansaydı. Ona inanmasa da cehennemi evi bilir, eve dönüşü düşlerdi. zebanilerin kan ve irin dolu gözlerini düşünürdü.onların gözünde yer edinmek isterdi.
işte bu yüzden hayatını küçük bir leş birikintisine layık sivri sinekler gibi geçirdi. merhametten nasibini almamış karanlık bir kalpti onunki.cehennemi hakedebilmek için olanca gücüyle çaba sarfederdi."cehenneme değer" derdi. çünkü diğerlerinin cennetinin onun cehennemi olacağını farkedememişti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder