Kısacık siyah saçlı 17 yaşında Annabel. ama hep 17sinde kalacak. henüz farkında değil tabii. küçücük suratı var, hep çocuk bakacak minicik gözleri, çilli yanakları, kırmızı dudakları. 1.56 boyu. ama o 1.58 diyecek. uzun görülmek istediğinden değil, yanlış bildiğinden. martıları sever ama kuşlardan hep ürker. 8 yaşındayken başka bir semte taşındıkları için en yakın arkadaşından ayrılmış, başka okula yazılmıştı. Muhabbet kuşu hediye etmişti arkadaşı ona. adı maviydi. mavi rengi sevmezdi halbuki. arkadaşlarını da sevmezdi. zaten "itici" bir kızdı ötekilerinin tabiriyle. sevilmenin ihtiyaç olduğunun farkında bile değildi. çünkü ne sevmişti ne sevilmişti. annesine hiç benzemezdi. annesi hayli popüler bir kadındı. ve o kadının bir sırrı vardı. Annabel 17 yaşına geldiği gün bu sır açığa çıkmıştı. köşedeki kilisenin önüne bırakılan kızdı Annabel " :D " her neyse yetimdi, evlatlık alınmıştı, neyse ne. Annabel'in bile umurunda değildi. zaten annesini ilk gördüğü gün sevmemişti. nefret de etmiyordu ondan. babasını daha çok severdi her kız gibi. ama babası sık sık seyahate çıkardı. pek görünmezdi ortalıkta. beraber vakit geçirmemişlerdi hiç baba-kız.
kendinden büyük kıyafetler giymeye bayılırdı Annabel. kimseye görünmeyecek kadar küçük olmayı dilerdi. adeta saklanır, kaybolurdu o büyük hırkaların içinde.
çok ağlamazdı, çok gülmezdi. bazen koşardı. onu koşarken görürseniz bilin ki içinden geçen duygular var. belki çok üzülmüştür bir kedinin ölümüne ya da çok sevinmiştir bir kuşun kanadının kırılmasına.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder