Sahnedeydi.tek başına. nokta ışık yalnızca onun üzerine doğmuş bu gece.
Arsızca bağışlanmayı diledi. Allah ondan çekmişti elini ve Hirut üzerinde elin eksizliğini hissediyor, huzursuz oluyordu. daha önce hiç böyle çıplak hissetmemişti. ellerine baktı. mavi damarlı soğuk elleri; sanki damarlarından akan kan değil Nil'di. ve şimdi o eller çıplaklığını örtemeyecek kadar küçük. "büyü" dedi. büyülenmiş olmalıyım. O falcı kadının, yuvalarını terketmiş gözlerine baktığımda büyüsünün etkisine girmiş olmalıyım. Aynaya baktı. "hep böyle çirkin miydim"
Bocalamadan yalan söyleyen ağzı kupkuruydu. sözcükler damağına yapışıp kaldı. Dua etmeye çalıştı. hatırlayamadı. Beynine iğneler saplanıyordu. bir tür uyuşturucu iğneler.
Etrafında atlı karıncalar döner, dünya döner, yere düşen bozuk para önce tıngırdar sonra döner, müzik kutusundaki balerin döner, sahnede ışıklar söner, Hirut'un başı döner.
Belalar mübareği bulmuştur Hirut'u. Önce omuriliğinden yukarı sızan ısı, sonra kanlanmış gözlerinde karıncalanmış görüntüler. unutulmuş bir ninni mırıldanır seyirci. İniltiler vardır melodisinde gizlenen. Sahnedeki yatağında uyur Hirut. göz kapakları örter karanlığı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder