Frank bugün yalnızca konuşmak istiyor. yalnız bile kalsa susmak istemiyor. adamlık mühletince biriktirdiği herşeyi kusarcasına dökmek istiyor masaya. biliyor içi acıyacak içinden çıkan boşluğu kustuğunda. "bu kadarmıymış" diyecek. bunca acı, bunca çaba, kavgalar, kalp kıran küfürler...sonra keşkeler başlayacak.ama çocuklar "keşke"yle başlayan cümleler kurmazlar.
Fransız küstahlığı, kırmızı kravatı, kemik gözlükleri hatta saç jöleleri yok şimdi hayatında. küçük bir ağaç evi var. 5 yaşındayken bu ağaç evde uyuyakaldığı olurdu. Annesi onu alır yatağına yatırır, o duymasa bile ninniler söylerdi. büyüdüğünde nasıl biri olacağını bilse ninniler yerine ağıtlar yakabilirdi.
Frank 45 yaşında. şimdi yüzündeki masumiyeti görseniz, az önce karısının canına kıydığına asla ihtimal vermezsiniz. ağaç evin küçük penceresinden içeri giriyor hırsız rüzgarlar. rüzgar önce siyah saçlarını okşuyor. sonra bedenindeki tüm sıcaklığı çalıyor.
Karısını öldürmek aklının ucundan dahi geçmemişti oysa. çocukluk aşkıydı Polina. eğlenceli bir oyun gibiydi onu sevmek. tek istediği hayatı boyunca oynamaktı. tahmin edememişti bir gün büyüyüp de oynamaktan yorulacağını.
ölmeden önce can havliyle Frank'in ellerine sarıldığında bile sıcaktı Polina'nın elleri. küçük bir çocukken, Frankle oyun oynarken, vurulup ölen hep Frank olurdu. İntikam gününün geleceğinden habersizdi Polina. bir kaç dakika öncesinde gözlerinin içine bakıp gülümseyen adamın soğuk ellerinde can vereceğini nereden bilebilirdi.
Kıpırdamaksızın oturan Frank konuşmak istiyor. Ağaç evde kurtlanmış bir sandalye. sandalyenin üzerine suluboyayla çizilmiş bir kız çocuğu resmi. uzun sarı saçlı kız. mavi gözlerinden biri aşağı kaymış. dudaklarıysa yeşile boyanmış. Ama bu kız kesinlikle Polina. üzerindeki mavi puantiyeli elbisesinden tanıdı. Bu resmi Frank'in katil elleri mi çizmişti?
Gözlerinden yaşlar dökülüyor Frank'in. Pişman bir adamın gözyaşları değil bunlar. bisikletten düşen çocuğun gözyaşları. birine anlatmak istiyor nasıl düştüğünü. Konuşmak zorunda. Anlatmazsa düşünmek zorunda kalacak. düşünmek canını acıtıyor. dahası acılar büyümesine sebep oluyor.
Frank onu uyandırdığında, yeniden uykuya dalmasaydı Polina, doğrulup dönseydi yüzünü Frank'e, dinleseydi Onu..Ahh bir izin verseydi konuşmasına..
Küçük bir serçe girdi ağaç evden içeri. cik cik konuşmaya başladı Frank'le. belliydi bir derdi vardı. yuvasını dağıtan kargadan şikayetçiydi. bir kaç dakika anlattı Frank'in ifadesiz bakışlarına rağmen ve sonra çekip gitti. giderken bile devam etti konuşmaya. muhtemelen Frank'e hiç bilmediği bir dilde küfürler ediyordu.
Zavallı Polina.keşke hep çocuk kalsaydı. çocuk kalsaydı dinlerdi Frank'i. konuşurdu onunla. Hem çocuk kalsaydı Frank onu öldürmek zorunda kalmazdı. soğuk ellerini Polinanın gırtlağına dayamazdı. sonra baş parmağıyla nefes borusuna bastırıp ölümünü hızlandırmazdı. Ahh bir izin verseydi konuşmasına...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder