19 Aralık 2010 Pazar

Kirk

uzun çırpınışlardan sonra yüzünde tebessüm, gözlerinde dehşet, kulağında kalp atışı ve teninde soğuk ter damlacıklarıyla uyandığında nerede olduğuna anlam veremiyordu. soğuktu. sokaktaydı. tepesinde sokak lambası yanında 'cana yakın çöp tenekesi'. rüzgarın uğultusu adını fısıldıyordu. "Kirk"...

önceki hayatının izlerini taşıyan kabuslar bir an için zincirlerinden kurtulmuş ve onu esir almışlardı. geçmişinden uzak, şimdiki zamanın pençesine düşmüş bir şekilde uzanıyordu kaldırımda. sokak lambasının parlaklığında bütün yıldızlar görünmez haldeydi.rüyada olduğunun farkındaydı ama en kötüsü bunu durduracak güce sahip olamayışı.gözlerini göğe dikip öylece seyretmek zorundaydı. şansına ne gelirse, hangi rüyadan nasiplenirse, hatta kabuslar bile üzerine çöreklense boyun eğmek zorundaydı.

Uykunun içinde uykuya daldığında son buldu rüyaları. uyandığında yalnızca kabusları hatırlayacaktı. zincirlerinden kurtulup yeryüzüne inen kabuslar asla geri dönmezler ait oldukları yere. bu yüzden dünya her geçen gün kötüleşmekte. ama rüyalar öyle değildir. "rüyalara sahip olmak için çaba sarfetmek gerekir." onlara sahip olmayı başaramazsak ait oldukları yere geri dönerler ve giderken bize yaşattıklarını hafızamızdan silerler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder