15 Aralık 2010 Çarşamba

Akela

şimdiden sevdim bu patırtıyı. patlamış mısır kokuyor. Akela amcanın kararmış elleri gibi tuzlu ve yağlı. çorak vadilerde hayatını süren insanlar için paranın çokluğunun pek önemi yoktur. çünkü satın alınacak pek birşey yoktur. ama karnını doyurabilecek ve ertesi gün için kaygılanmayacak biri Akela'ya gidip o sihirli poşetlerden birini satın alırdı mutlaka. belki horoz dövüşünden kazandığı parayla, belki de yerde bulduğu iş görür metal parçasıyla.
sihirli poşetlerde kısa süreli mutluluklar satardı Akela amca. bunu şehrine yanaşan gemide görmüştü ilk kez. turistler ellerinde beyaz köpükle doldurulmuş poşetlerle gezerdi onların mahallesini. derme çatma evlerini seyrederlerdi uzun uzun. burunlarını kapatırlardı lağım çukurlarının yanından geçerken. tiksindiklerini belli etmekten çekinmezlerdi. En çok mahallenin göbeğinde yer alan yüzlerce yıllık anıtı seyrederlerdi. dokunur gözlerini kapatır ve hayal ederlerdi. Oysa yerli halktan hiçbiri o taşı onlar kadar merak etmemişti.
Birgün Akela'nın kapısının önünde küçük bir kız çocuğu belirdi elinde sihirli poşetiyle. içindeki köpüklerden birkaçını ağzına attı. Akela o anda küçük kızın gözlerindeki pırıltının mutluluk olduğunu anladı. kendi mahallesindeki çocukların ömürlerinde bir veya iki kez tattığı o duygu. kız iyi aile terbiyesi aldığından ve çocukluğun verdiği saf duygularından ötürü poşeti Akela'ya uzatıp ikram etti. Akela'nın siyah ellerinde parıldayan inciler gibiydi patlamış mısır taneleri. ağzına attı. gürültüsü mutluluk verdi ve gözlerinde uzun süredir hissetmediği o parıltıyı hissetti. tohumunda biryerlerde varlığından emin olduğu, fakat bulmakta zorlandığı mutluluğu havai fişek gibi patlatıp, hücrelerine pay eden sihirli köpük.
Sonrası bildiğiniz gibi. patlamış mısır satmaya, evinin bodrum katında mutluluğun tohumlarını çoğaltıp başkalarıyla paylaşmaya başladı Akela amca. mutluluğu içine doldurduğu sihirli poşetlerin tanesi 1rand.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder