28 Aralık 2010 Salı

Cheryl

küçük bir kızken yağmur damlacıklarıyla ıslanmış nilüfer yaprağının altına gizlenirdi Cheryl. kurumlu korkuları vardı. korku dolu gözlerle kime baksa kirletirdi bakışları. narin yapısının büsbütün açık ettiği korkuları ve gizli olanları, onu asla sefil bir kız yapmadı. Soyluydu. Doğuştan gelen asaletinin felaketi olacağını kim bilebilirdi ki? karlar altında bulunan cesedinin kokusunu duyan evsizlerin Cheryl'ın güzelliğine rağmen ondan tiksinip; cansız bedenini yakmaktan başka çare bulamadıklarında, kim olduğunu düşünmek çok yersizdi. hangi aileye mensuptu, üzerindeki siyah parlak taşlarla süslenmiş zarif gece elbisesini hangi modacı dikmişti, yakutları ve zümrütleri olmasına rağmen neden karlar altında uyuyakalmıştı? ne önemi var? kokuyordu, leş gibi kokuyordu, ölü gibi kokuyordu. bir ölüden fazlası değildi. ölmeden önce gördüğü ışık, bizim gördüklerimizden daha parlak değildi. o ışığı gördüğünde hayal kırıklığına uğradığını tahmin edebiliyorum. Asaleti uğruna yaptığı onca fedakarlık ve sonunda korkularında olduğundan çok daha fena bir ölüm. köşkteki yatağında değil, hatta köşkte değil.üzerini örten kar Ona özel dikilmiş türden bir yorgan değil, kışın herkesin üzerine yağan türden. asaletini kaybetmek korkusuyla yaşayamadığı onlarca hayal bırakmıştı arkasında. Dahası bembeyaz kar kurumlu korkularıyla kirlenmişti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder