2 Ocak 2011 Pazar

Taiichi

ömrünün bir soytarının kıyafetleri kadar renkli bölümünde, karanlığa boğulup, hiç renk görememiş olması ne acı...
doğduğunda anlamamışlardı gözlerindeki ışığın noksanlığını. ama yıllar geçtikçe renklere tepkisizliği dikkat çekti. maviyle kahverengi arasında tercih yapması gerektiğinde kahverengiyi seçtiği bile olurdu.bu durum annesini epey üzmüş, derin kederlere salmıştı. neyseki hastalığı çaresiz değildi. lotus yapraklarından birini kaynatıp içtiğinde, gözleri herkesin gördüğünü görecek, renkleri seçebilecekti. Maalesef yaşadığı topraklar bu çiçeğin yetişmesine elverişsiz olduğundan, o ana dek adını dahi duyan olmamıştı. Çaresizce arayışa giren aile fertleri ilerlemekte son derece aceleci davranan yıllara yenik düşerek kalplerindeki ritmi ve ardından nefeslerini yitirdiler. yapayalnız kalan Thai'nin hastalığı küçükcük gözlerinde ufaldıkça ufalmış, bu şekilde hayattan zevk almaya başlamıştı.taa ki karşı konulmaz, saf güzellikle karşılaşıp da durdurulamaz bir şevkle onu görme isteği hücrelerinde yankılanana dek.görmekten bahsetmeye başlamıştı yıllar sonra ilk kez. ama gerçekten görmekten söz ediyordu. gözlerinin, dudaklarının rengini, kıvrımlarının gölgesini.
uzun zamanlar, hatta başkalarının ömrünün tamamını dolduracak kadar uzun zamanlar harcadı Lotus çiçeğinin peşinde. bulduğunda hiç vakit kaybetmedi yaprağındaki iksirli özütten bir damlayı kanına karıştırmak için. tek yudumluk mutluluk iksirini, sindire sindire akıttı boğazından. sonra derin bir uykuya daldı. renkli rüyalar Taiichi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder