şimdiyse Dalinin paletinden farksızdı. çevresini saran kalabalık her zaman böyle cansıkıcı değildi tabii. başlarda iliklerine yer etmiş yalnızlık güdüsünü perdeleyen gökkuşağı gibiydi; göz boyadı. zamanla kalabalık çevresine yer etti ve o kimseyi kovamadı. neden kovmadığını bilemiyorum. sanırım bu bir çeşit hastalık. ilk semptomu, rahatsızlık duysa dahi çevresindeki kişiye tahammül etmesidir. çünkü kahpe feleğin dönüp dolaşıp sinsi kırmızıya muhtaç etme ihtimali düşüncelerine musallat olmuştur. sonra öyle çoğalır ki kalabalık, yalnızlığını özler olursun ve artık gözlerinde boyandığından kendini dahi göremezsin. hatta gerçekten çevrende olmasını istediklerinden ayrı düşersin.belki hiç değişmediğin halde " sen çok değiştin " derler sana. yani en azından Diegoya böyle diyorlar şimdilerde. Bu insanlar bir alem. görmüyorlar mı adamın yüzüne gözüne bulaşmış suluboyayı. Silseler çıkar elbet. nar lekesi değil ya bu.
işte en kötüsü nar lekesi... diego henüz nar rengi sözde mutlularla tanışmadığı için şanslı. anlatılana göre nar insanları pek vahşi olurlarmış. sahte mutluluklarını üzerinize salar, kulağınıza yalancı telkinler fısıldarlarmış. siz onlara inandıkça sahte mutluluklar çoğalır, bir iken bin bazen on bin olurlarmış. ne zaman ki bir narın tanelerinden daha fazla sahte mutluluk yaşarsa insan, o zaman nar lekesi bulaşırmış üzerine. reel hüzünler kabuk gibi çatlar, sahte mutluluklar teninize fışkırırmış. sıçradığı yerde leke bırakır, böylece yavaş yavaş sizi ele geçirirlermiş. düşünsenize nar suyuna bulanmış soytarılar gibi dolaştığınızı. Dua edelim Diego kalabalığından sıyrılsın, Tanrı onu yalnızlığı anlayabilenlerden kılsın:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder