Güzel bir kadın Miranda. ama onu güzel yapan ipek saçları, uzun boyu, beyaz teni değil. aksine kara kuru bir kadın o. Yine de güzel. çünkü parlak bakışları var. ilerlemiş yaşına rağmen parlak yeşil gözleri var. Gözlerine bakan herhangi biri onun yeşilden yaratıldığını düşünebilir ve sırf bu yüzden yeşile tapabilir.
ve tabii her kadın gibi saygı bekler.ama o saygıdan da ötesini ister. İtaat etmelisiniz eğer yakınında olmak istiyorsanız. yoksa hırslı pençeleriyle paramparça edebilir hayatınızı hatta anılarınızı bile belki de düşüncelerinizi de.
insanlar sanıyor ki yazarlar yazmaya kendilerinden başlarlar. ama yanılıyorlar. çünkü ben Mirandayı tanıdım ve o asla kendinden bahsetmez. konuları ve karakterleri kendisinden ne kadar uzaksa o kadar saklanırdı dünyanın bilinmeyen diyarlarına. oralarda yaşam farklı akıyor tabii. tadına varabileceğiniz her türlü güzellikle kuşatılmış uzak diyarlar. çünkü bir keresinde demişti ki " ben nerede değilsem orada mutlu olacağımı sanırım " uzak diyarlarda yaşatırdı karakterlerini. ulaşamadığı topraklara yarattığı karakterleri gönderir, onların gözüyle yaşardı uzaklarda. Ne var ki şu sıralar pek gidemiyor. çünkü yaşı hayli ilerledi. yeşilin her tonunu kateden gözlerindeki pırıltı sönmeye başladı.saçlarındaki aklar yarattığı karakterlerin sayısını aştı. Çünkü karakterleri yaşadıkça o yaşlandı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder