Her türlü kılığa bürünebilen bu yiyici az düşünmekten çok yorulmuş beynimin sağ arka lobuna yerleştiği gün onu tanıma fırsatı buldum. başlarda çok sıkılgan bir tavrı vardı. saklanması gerekirken yoldan geçen yaşlı teyzeye hesap vermek zorunda kalan afacan Ali'ye benzettim onun bu çekingen halini. sonra biraz muhabbet ettik ve varlığıyla ilgili hemen hemen herşeyi anlattı bana. beynimize saplanıp kalan düşünce artıklarından meydana geldiğini ve zamanla canlanıp bizden bağımsız bir organizmaya dönüştüğünü, bu dönüşüm esnasında çektiği ve çektirdiği sıkıntıları bir bir anlattı. bazı yerlerde onu durdurup soru sormam gerekti. örneğin genellikle ne tür düşüncelerden meydana geldiklerini sordum. fakat düşünce tipinin Kronkun yaratılış hızına çok etkisi yokmuş.Pek inandırıcı olmamakla birlikte haklı olabilirdi. en çok merak ettiğim soruyu en sona saklamıştım. kafası ve vücudu arasındaki orantısızlığın sebebini herşeyden çok merak ediyordum. Bunu sormama şaşırdı.bu durum tamamen düşünce yapısından kaynaklanıyormuş. nasıl ki insanlar için en önemli organ beyinse, yiyiciler için de öyleymiş. yiyicileri oluşturan organların boyutları ise düşünce tipine göre ayrılırmış. bu durumda çok önemli meseleler içeren düşünce artıklarından meydana gelen bir yiyici kocakafalı olur, benim gibilerin yiyicileri ise Kronk gibi olurmuş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder