22 Şubat 2011 Salı

Hugh

Onun gibi bir çocuğa zaman zaman hepimizin ihtiyacı oluyor. çevremizde olsun yeter. varlığını bileyim, görmesem de olur.o konuşsun ben dinlemesem de.bizim mahallenin çocukları dalga geçerdi onunla. ama o her zaman sokağımızdan geçsin isterim. herkes ister; yalnız ben değil. Hugh sokağımdan geçen çocuk. Yanlış anlaşılsın istemem. sadece ihtiyaç duyduğum için sevmiyorum onu. Dediğim gibi herkesin hayatına değmeli öyle birisi. Değdi de zaten.
eskiden yalnızca Sofie'nin dünyasındaydı.şimdi başkalarının dünyasına daldı ve sofie'yi de uzunca bir müddet başkalarının dünyalarına misafir etti. Sofie ona ihtiyaç duyduğu için uzun bir süre peşinden gitti. Hugh herkese ve heryere yetememeye başlamıştı. kağıt ve kalemi eline alan Hugh'u çağrıyordu. oradan oraya koşturmak Hugh'yu epey zayıflattı. Sofie'yi ihmal ettiğinin farkındaydı çünkü eskisi kadar mutlu değildi.Onunla birlikte eğlenerek zaman geçirmeyi özlemişti. Çünkü sadece Sofie onun eğlenmesine müsaade ediyordu. Öyle sanıyorum ki Onu sadece Sofie anlayabiliyordu. Sadece Sofie Hugh'nun verdiklerine koşulsuz güveniyordu. Nasıl güvenmesin ki? Sokağımızdan geçen çocuktu Hugh. Sofienin mutluluğu Hugh'nunkine bağlıydı, Hughnunki ise ona ihtiyaç duyan herkesinkine. Hal böyle olunca tükenmeye başladı Hugh. Bu durum Sofie'yi akılalmaz bunalımlara sürükledi. Çünkü Onun sayesinde mutsuzluğu daha önce tatmamış, Onsuz hiç yaşamamıştı. Onu kamuoyuyla paylaştığı güne lanet ediyordu.
Sofie saatlerce yeni çıkardığı romanıyla ilgili ropörtaj yapmak isteyen konuğu için hazırlandı.Son soru geldiğinde cevap vermemesi gerektiğini nereden bilebilirdi."Size tüm bunları yazdıran güç nedir" hiç beklemeden cevap verdi. hiç düşünmeden: "Hugh"
Zayıf bedeni -hatta cılız- ,omuzlarına düşen kumral saçları, mavi gözleri, küçük avucundan ve uzun parmaklarından oluşan elleriyle tanıdım Hugh'u.Henüz 14 yaşındaydı. şimdilerde 16 olmalı. o zamanlar sık sık uğrardı bana.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder