28 Ağustos 2011 Pazar

Patrick

en güzel kim gider derseniz; Patrick.Bavuluna yapıştırılmış yüzlerce etiket.kilidi bozulmuş bavulunun köşeleri darbe almış arkasından çarpılan her kapı sonrasında.bir de el valizi var.evden her çıkışında yanına aldığı.acil durum valizi.olur da dönmezse diye hep yanında taşır.hiçbirinin sahibi olmadığı evlerinden birine.eğer öğlen saatinde girdiği bardan gece yarısı çıktığı günlerden biri değilse ve tabi metroda unutmadıysa.dünyaya dağılmış bir adam Patrick.parçaları gibi eşyaları ve anıları da geri döner zaman zaman.ya da sokakta yürürken köşede oturan dilencinin ıslığından kulağına çalınan müzikler getirir anılarını henüz yitirilmemiş hafızasına.ne zaman ölecek, sanki daha çok var ölmesine.kim farkeder Patrick ölse.önce dilenciler sonra her giden için yalnızlıklarına ağıt yakma meraklısı kadınlar.
gelmesi ne kadar olağansa gitmesi de o denli olağandır.Giden Patrickse eğer kimse sormaz neden diye.öyle güzel gider ki, kimsenin aklına gelmez niye gitti diye.çünkü o gider.bazen geldiği gibi bazende içinden geldiği gibi.
sessiz gelişleri olur zaman zaman.paslanmaya yüz tutmuş teneke kutusunda muhafaza ettiği anahtar koleksiyonundan talihli anahtarlar seçip, kilitleri açmayı dener ve açılırsa eğer 5. denemede talihli ev bulur yeni sahibini.hele bir de kovulmazsa evden, günlerce gitmeden kaldığı zamanlar olur Patrick'in.sonra gider tabi.eğer çok severse kadını yada bir eşyayı, bir anahtar bırakır antredeki aynanın önüne.bir gün bıraktığı anahtarın açtığı kilide sahip evde buluşma ihtimali bile heyecanlandırsın diye kadını.
çok korktuğu bir an var.kaybettiklerine sonsuza dek elveda deme korkusu.kazanmak bir ses mesafesindeyken, alt üst olmuş duyguları yüzünden göz ardı ettiği kayıpları var.çığ gibi büyür korkular.hele bir de gün doğumunda, dünya dahi uyurken ve aksak aksak dönerken ekseninde, yalnızsan o ilahlar boyutundan gelen güneşe karşı.elveda dememiş birinin korkusu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder