gecenin nadiren uğradığı ülkelerden birinde doğsa da açıktı ten rengi.simsiyah parlak gözleri baktığı kadınları eritip, kendine köle edebilirdi.yürüdüğü sokaklar fakirlerin geçmediği cinstendi.ve bir gün kaldırımdaki serçe hayatını değiştirdi.
Tanrı her şeyi aynı kişiye bahşetmeyi sevmez.Louise bahşetmediği herşey Piaf'da mevcuttu.
hepsi Louis'in uydurması olabilir.Louis tüm karakterlerin birer kurmaca olduğunu söylemeden bilemeyiz.inanmak istediğimiz gerçek Louis'in ağzından dökülen kelimelerdir. geri kalan her türlü laf, ancak laf olarak kalacaktır akıllarda.silinecek.unutacağız.
öyle bir an gelir.unutulmayan tek kişi Louisdir.Piafın Louisi, Aznaourun Isabeli.
Ölmeden önce unutulmayacağını bilse, ömrünün son anlarını hızla sarfetmek için çaba sarfedermiydi? yatağında uzanıp hasta gözlerini kapatarak ölümü beklemişken, odada yalnız olmadığını bilseydi?
zaten bunların hepsi çok zaman önceydi.sonrasında Louisin anlattıkları kaldı geriye.Piafın inandığı, unutulmayan hikayeler.bal kavanozunun yapışkan kapağı.nemlenmiş şekerin tortusu.gözyaşı kurusu ve dudağındaki tuzu.
Sahi bütün o anlattıklarını yaşamış olabilir miydi? yaşamasa bir çırpıda anlatamazdı.
Bir ihtimal daha var.yaşamayanların sığınağı, yalanlardan dünya tapınağı.tapınağın lordu Louis.o söylediği yalanları hiç unutmazdı.bu sayede hikayelerine herkesi inandırdı.Piaf bilmeseydi tapınağın Lordunun Louis olduğunu, inandığı hikayelerde rol almaya gönüllü bile olabilirdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder