Alışmak, anne karnından insanların dünyasına doğmaktan daha zor olmadı Emma için.
Kafka'nın gemisi çalkalanırken Beethoven çaldı ince uzun parmaklarıyla, okyanus manzaralı kamarasında. Bir an hayale daldı. Yine öteki taraftaydı. Köprünün ucunda insan çığlıkları vardı. kimisi yanık eller uzatmıştı göğe. Kimi yalvarmaktan harap olmuş dilini ıslatıyordu yağmur suyuyla. Karşıdan izliyordu Emma. İnsanların dünyasında şimdi, ötekilerle birlikte Nuhun olmayan bu gemide.
Kambur kamarotu ayakta tutan esmer Emmanın aşkı olmasaydı, ne işi vardı bu gemide. herkesin bir işi vardı. Emma dışında herkesin, gideceği bir yer vardı. Oysa okyanus Emma için varılacak yerdi. Sonunda kayboldu serin dalgalarda. en son saçları kaldı yüzeyde. cansız vücudu onları da çekti dibe. kamarot kaldı geriye.
kimsenin ve hiçbirşeyin geride kalmadığı bir gün var. Emmanın gelişi. zamanın insanlar için durmaksızın ilerlediği, Emmanın henüz sele kapılmadığı gün. O güne kim gitse bir demet orkide bırakır toprakta yer bulsun diye.
Pianoya dokundu.beyaz tuştan tiz bir nota daha düştü.buluttan yağmur, gökten üç elma.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder