dumanı tütüyor.közde kahve.pervazlarda yağmur.atlılar geçiyor bu günlerde, farketmedikleri kulübenin önünden, telaşlı.cecilia uyuyor soğuk nefesini ciğerlerine hapsedip.yabancının nefesiyle yaşadığı günlerden bir koku dolaşıyor burnunda.nereden geldiğini hatırlamak öyle zor.
"canım sıkılıyor yanıyor konuşmak zor ve anlamsız.uyumak istiyorum.o da öyle.değişmeyecek hiçbirşey. kapa çeneni emile duymak istemiyorum beni nasıl alt ettiğini.peki öyleyse.son sözlerim şimdi ve kapatıyorum gözlerimi."
buğulanmış cama 2 çift göz takıldı.atlılar geçmek bilmedi ve Cecilia uykusundan uyanana dek güneş doğmadı. o kaybolmayı tercih eden ender insanlardan. yolunu bulmanın ne anlamı var.zaten her yer yol. kesişenler ve kesişmeyenlerden ibaret. hele bir de yolculuk güzelse, isfanden çınarları dökmüşse yaprakları sağa sola. hışırtı sonbahar sesini çağrıştırıyorsa hala. Cecilia bu döneme ait bir kadın. gözleri yeşil ruhu mavi. kafası karışık saçları da öyle. Cecilia ruhunu düzenbazın emrine amade etmiş bir soylu kızı. yollar boyu susmuş. göğün sesi ve lunanın gölgesinde can bulmuş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder