Onun gibiler farklı yaratılmıştır diğerlerinden. Oksijenle değil, karbondioksitle nefes alırlar. Diğerleri ne kadar fazlaysa o kadar karbondioksit yayılacağından ortalığa, diğerlerinin çokluğu derecesinde özgürdür Rimsky. Rahatsız verici olduğu kadar zaruridir Rimskylerin çevremizde bulunması.
Evren mi Rimskynin Rimsky mi evrenin zerresinden yaratıldı bilinmez ama ikisi de kaybetme korkusuyla yaşar. Oksijenyanları hapsederler kendi ılıman seralarına.
Mahzeninde yıllanmış insanlar yaşar Rimsky'nin. Zavallıları oraya hapseder ve karbondioksitlerinden faydalanır.karşılığında yetersiz oksijenini bahşeder. Ne yazık ki bu döngü kabul görmüş bir paradigmadır.
46 yaşına bastığında kumral saçlarının yarısı beyazlamıştı Rimsky'nin. Her sabah mahzene inerdi biraz nefes almak için. çatıdaki güvercinlere uğrardı mutlaka. biraz okşar sonra havaya salardı onları. yemlerini ve sularını bırakırdı. hayretle düşünürdü her seferinde neden geri dönmek mecburiyetinde olmayan güvercinler her seferinde geri döner de, mahzene hapsettiklerim bana ihtiyaçları olduğunu bile bile isyan çıkarır her gün. eğer ihtiyaç duyduğu insan karbondioksiti olmasaydı güvercinlerin, zürafaların hatta domuzların karbondioksitinden faydalanmayı düşünebilirdi. Denemişti aslında. gençliğinde bu durumun lanetli bir karakter olduğunu kavrayamadığı için türlü yollara başvurmuştu. Sırf bu yüzden kaçak olarak geceleri hayvanat bahçesine girer her gece başka bir hayvanın kafesinde kalırdı. Sabah olup uyandığında nefessizlikten ölmek üzere bulurdu kendini. Parmakları morarmaya başlamış, suratı yeşermiş ve göz yuvaları büzüşmeye yüz tutmuş olurdu. Koşarak hayvanat bahçesinden çıkar ve mahzenine gidip saatlerce orada kalırdı. Mis gibi karbondioksiti doldururdu ciğerlerine. Tiksinse de mecburdu insanlarla aynı ortamda vakit geçirmeye. Keşke her gün isyan etmeselerdi. Aslında hergün isyan etmeseler, katlanabilirdi onlara ömrü boyunca. yine de ömrünün çabuk bitmesini isterdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder