6 Mayıs 2011 Cuma

Paul

Paul adını aldığı gün gazetelerde boy gösterdi. bebek veliaht beyaz ve korumasızdı. büyüler eski çağlarda kalmıştı ve o günden beri koruyucu melekler emekliliğin tadını çıkarmaktaydı. bir gün uyudu ve uyandığında dünkü tarihin aslında bugün olduğunu öğrendi. eli gazeteye gitti, gerçekten de dün bugündü. ve 30una basmış, yatağında uzanmaktaydı. kuytu bir daireydi burası. buna rağmen diğer komşuların hakkı olan güneşi de alıp odaya getirmiş gibi büyük pencerelere sahipti yatak odası. ayağa kalkıp mutfağa yönelmek istedi. Ama fark etti ki her yer yatak odasıydı. sonra kapıyı bulmaya çalıştı. dört yanı pencerelerle çevrili olan bu evin kapısı bulunmamaktaydı. ama mutlaka bir telefon olmalıydı. cep telefonunun icat edilmediği bu dönemlerde, alışkın olduğu üzere, komodinin üzerinde ahizeli bir telefon bulunmalıydı. tuşları çevirmeli olanlardan. fakat maalesef yüce dekoratör onu da unutmuştu.yarım saat kadar dolaştı durdu dört pencere arasında. saatin bile bulunmadığı bu ev dört yanı pencerelerle kaplı zindandan farksızdı. hayat dışarıda devam ediyor ve mahkum hayatı dört pencere arasından izlemek zorunda kalıyordu. ne o kimseye ne de kimse ona müdahale edebiliyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder