11 Mart 2012 Pazar

68. Bburca

Çatıdaki baykuşun kurumuş boğazından gelen çirkin tınılarla güne araladı gözlerini. Onun için sabahlar hep güzeldi, öğle vakti düğüm, akşam çözüm, gece ise sükuttan ibaretti. Tam da kitaplarda emredildiği gibi. bana kalırsa en çok sabahları severdi. Şehre yağmur çiseleyen günlerde, boş sokaklarda koştuğu sabahlar ise en sevdikleriydi. Kulağında lloyd webber'den dinlediği bir müzik varsa ne ala. Yoksa mutlaka bir şeyler mırıldanmalı. Çünkü dünya dönerek sergilediği şovuna devam ediyor ve şovu ancak müzikle anlam kazanıyor. o dönerken kıtalar üzerinde yuvarlanmak mümkün olsaydı Afrikada biraz vakit geçirmek büyüleyici olabilirdi. Ama o ne yapıp edip İstanbula dönmeyi tercih ederdi. Amerika ise yalnızca bir maceradan ibaretti. hamburgerdeki hardal gibi.
Karanlık hikayeyi merak eder bir çoğu. Onun içinde bulunmaktan hiç de haz almadığı karanlık bir hikaye dolanır dillerde. Görkemli bir final gibi duyanların aklında kalan karanlık bir hikaye. Sonunu yalnız o bilir. belki de sandığımız gibi değildir. sonu gökkuşağından bir kaydırakta sonlanan bir hikayedir. Kısa saçlı çocuk buğulu sesiyle sahneyi inlettiğinde sahne aydınlanır belki.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder